Dönüşüm zor, değişim ise daha zor bir iştir. İkisi de istikrar, azim, cesaret ve kararlılık ister.Peygamberimiz (s.a.v.)'in ümmetini çağırdığı toplumsal değişim de son derece zorluklar içermektedir. Peygamberimiz (s.a.v.)'in yaşamı boyunca maruz kaldığı zorlukların sebebi ise; büyük bir toplumsal değişim ve dönüşümü başlatmasındandır. Bütün bu zorluklara sabretmesini de; değişim ve dönüşümü başlatma noktasındaki cesaretine, kararlılığına ve mükemmeli arama gayretine bağlayabiliriz. Yaptıklarının bütününü 'O kendi arzusuna,heva ve hevesine göre bir şey söylemez, O sadece vahiy ile konuşur.'ayeti kerimesinde garanti edilen prensibe göre yapmıştır.
Peygamberimiz (s.a.v.), insanların kurtuluşunu sağlayan değişim ve dönüşümleri de insanları korkutarak,ürküterek değil; motive ederek, eğiterek, olgunlaştırarak, geliştirerek, ikna ederek ve en önemlisi de bizzat onlara örnek olarak (model insan) yapardı. İşte başarısının altında yatan en önemli etken de budur, yani düşünce ve eylem paralelliğidir.
Peygamberimiz (s.a.v.), içinde yaşadığı toplumun istek ve arzularına, zaaflarına, eğilimlerine uygun vaadlerde bulunarak, onlara hoş görünmek için kendi değerlerinden koparak bu değişimi gerçekleştirmemiştir.Şunu unutmamak gerekir ki; Peygamberimiz (s.a.v.), sadece kendisinin değil kendisine ümit bağlayan kitlelerin de riskini ve sorumluluğunu alarak, onların özgüvenlerini kazanarak 'cehalet toplumundan asr-ı saadet toplumu' ortaya çıkarmıştır.
Toplum mühendisi olarak Peygamberimiz (s.a.v.), gücünü servetten, statüden değil bilakis kendi özünden,ruhundan ve inandığı değerlerden almıştır. O toplumu korkutarak, sindirerek baskı altına alan bir peygamber ve bir lider değil, '.sevdiren ve müjdeleyen' bir peygamberdi.
Bugün her zamankinden daha fazla böyle bir toplum mühendisine ihtiyacımız vardır.