İbn Bacce'nin İnsan Görüşü - Prof. Dr. Yaşar AYDINLI
Türkiye de İslâm Felsefesi araştırmalarının tarihi ile, bu alana ilişkin literatür birikimi arasında görülen orantısızlığın bir sebebi, toplumun genel olarak felsefe hakkında müspet bir bilinçten yoksun olması ise, bir diğeri ve daha önemlisi de, hiç kuşkusuz, profesyonel felsefecilerin
İslâm felsefesi karşısındaki anlaşılmaz duyarsızlığıdır. Belki de bu iki sebeple bir şekilde ilişkili olarak, Türkçe yazan İslâm Felsefesi Tarihi uzmanlarının da, özel alanları karşısında istikrarlı bir tutum içerisinde olmadıklarını görmekteyiz. Türkçe deki İslâm Felsefesi bibliyografyasının mütevâzî durumu, bunun en belirgin kanıtıdır. Bu bağlamda, orijinal kaynaklarla doğrudan diyaloga giremeyen felsefeye meraklı Türk okuyucusunun, klasik felsefe metinleri açısından şanssız bir konumda bulunduğunu belirtmeliyiz.
Bu ise, bu alana yönelik potansiyel ilginin uyanmasını, ya da daha etkin bir düzeye yükselmesini geciktiren ciddî bir sebep olarak değerlendirilebilir.
(Türkçe, Marmara İlah. Vakf. Yay., İst. 1997)
Farabi'de Tanrı - İnsan İlişkisi - Prof. Dr. Yaşar AYDINLI
Özellikle Ara' ehl el-medine el-fadıla ve es Siyase el-medeniyye gibi, aidiyetinin sıhhatında şüphe bulunmayan eserleri çerçevesinde, "Tanrı-İnsan İlişkisi"
etrafında yoğunlaşarak, Farabi'yi anlamaya çalışmaktadır. Konuyu, Tanrı'nın varlığı, sıfatları ve everenle ilişkisi; evrenin yapısı ve bu yapıyı oluşturan varlık katmanları; doğal ve tinsel bir varlık olarak insanın yapısı, metafizik kaderi, başarıları ve fizikötesi varlık alanıyla ilişkisi; vahiy ve peygamberlik; din ile felsefe; ideal toplum ve ideal insan gibi, birbirinin uzantısı niteliğinde olan başlıklar altında tasvir ve tahlil etmektedir. Bu muhtevasıyla eser, yazarın, Farabi'ye duyduğu yaklaşık on yıllık ilginin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
(Türkçe, 207 sayfa, İz yayıncılık, İst. 2000)
Gazali: Muhafazakar ve Modern - Prof. Dr. Yaşar AYDINLI
Akla ve insanın hürriyeti fikrine karşı geleneksel Eşair tepkiye katılmış ve onu belli ölçülerde tekrarlamış olmasına rağmen, hiç
şüphesiz Gazali klasik bir muhafazakar değildir. Onun sisteminde, neredeyse bütünüyle teolojik amaçlı olmasına rağmen, yeni olana karşı bir yönelik de bulunmaktadır. Bu yöneliş, gerçi, kasıtlı ve planlıdır ama, gerçekten ciddi ve ayakları yere basan bir yöneliştir. Gazali'nin, teolog olarak yabancı ve zararlı göülen fikir akımları ve toplumsal hareketlerle ilgileniş tarzı, büyük ölçüde yenidir. Onun temel amacı, sonuçta ehli sünnet inancını savunmaktır.
(Türkçe, 169 sayfa, Arasta yayınları, İst. 2002)