Ayetler cennete ulaşan yolun işaret taşlarıdır. Vahiy bu uçsuz bucaksız hayat denizinde seyreden insanın kılavuz kaptanıdır. Yol işaretlerini doğru okumak, kılavuz kaptanın rehberliğinden yararlanmak için vahiy diline aşina olmak şart.
Buna cidden hepimizin ihtiyacı var.
(Türkçe, Denge yayınları, 304 sayfa, İst. 2004)
Şeyh Said Ayaklanması - Mustafa İSLAMOĞLU
Eğer tarihin kırılma noktaları varsa, xx. Yy'ın ilk sülüsü, hiç kuşkusuz ciddi bir kırılma noktasıdır. Bu dönemde yaşayanlar, dünya harita sının, bir yap boz gibi her an yeniden şekillendiğine tanık olmuşlardır. Bütün bu süreç, sonunda, modern batının 300 yıl süren kolonyalizminin çok kanlı ve ürkütücü bir final törenine dönüşmüştür.
(Türkçe, Denge yayınları, 240 sayfa, İst. 1998)
Yerliler ve Yersizler - Mustafa İSLAMOĞLU
Onlar yersizler, onlar ontolojik evsizler güruhu. Ya yerliler neredeler? Evin gerçek sahipleri neredeler?
Yersizlerin yerlileri pustu racak kadar çoğalmaları elbet bir felakettir.Fakat asıl felaket, yerlilerin yersizleri bu ülkenin asli unsuru olarak kabullenmeleridir. Yerliler bunu kabullenmedikleri sürece umut var demektir. Bu ülkede, yerlilerin direnişi her şeye rağmen sürüyor. Bu direnişin başarıyla sonuçlanması, her şeyin aslına rücu ettiği bir zemin muhafazasına bağlı. Bu zemin, bu ülkede zaman zaman kayıyor.
(Türkçe, Denge yayınları, 285 sayfa, İst. 2003)
Üç Muhammed - Mustafa İSLAMOĞLU
O kimileri için, arkasından gözyaşı dökülen tatlı bir anı olmuştur.
Onlar onun hatırasıyla yaşamayı, kendisiyle yaşamaya tercih ederler. Onlar onun arkasından ağlamayı, onu önlerinde görmeye tercih ederler. Onlar onun sakalını ve hırkasını, misyonundan daha fazla severler. Ondan bir efsane gibi söz etmeyi, birlikte yaşanılan bir "dost" olmaya yeğ tutarlar.
(Türkçe, Denge Yayınları , 292 Sayfa,Aralık 2000)
Fedailer Hareketi - Mustafa İSLAMOĞLU
"Nerede kalmıştık?" sorusuna şağlıklı cevap bulabilmekiçin başlattığımız "İslâmî Hareket" dizisinin üçüncü kitabında İslâmî kamuoyunun hemen hiçbir bilgiye sahip olmadığı Fedâîler Hareketi ele aldık.Fedâîler hareketi, aslında hareket olma özelliğini dahî kazanamadan ortadan silinmiştir. Bu hareket klasik tarihlerde "Kuleli Olayı" adıyla geçer.
(Türkçe,Denge Yayınları,158 Sayfa, Şubat 1991)