Vadii

Bilgi Paylaşım Platformu

 
 
 
Ana Sayfa Hakkımızda Yazarlar Şiirler Hikayeler Şahsiyetler Kitaplar Söyleşi Medya İletişim
 
Hikayeler

 

Yanmak
Hikmet, belediyeye ait ekmek fabrikasında çalışan bir isçiydi.İşine çok dikkat eder, vazifesini ihmal etmemeye çalışır, kazancının helal olmasını isterdi. Fabrikayı hemen her akşam en geç o terk ederdi . Her gün binlerce ekmek çıkaran fırın oldukça büyüktü. Belediyenin ekmeği biraz daha ucuz olduğu için halk rağbet ediyordu. Kocaman fırının içini ara sıra temizlemek ihtiyacı hasıl olur, onu da genellikle Hikmet yapardı.
Dini bir bayramın son günüydü. Ertesi gün ekmek çıkarılacaktı.Hikmet, temizlik yapmak için fabrikaya gitti. Dış kapıyı kilitledi . Işıkları yaktı, fırının kapağını açıp içerisine girdi. Gerekli temizliği yaptıktan sonra gidecek, sabaha karşı dörde doğru gelen isçiler gelir gelmez elektrikle çalışan fırının düğmelerini açacak, onlar hamuru yoğurup hazır hale getirene kadar da fırın güzelce ısınmış olacaktı. Hikmet temizliğe dalıp gitmişti. Bir taraftan da kendi yakıştırdığı şeyleri mırıldanıyordu. Tam o saatlerde fırının genç ustalarından Cengiz fabrikaya geldi. Kirlenmiş olan beyaz önlüğünü almak için uğramıştı. O akşam yıkatıp ertesi gün temiz temiz giymeyi düşünüyordu. Dış kapıyı açtı. Hayret, içerideki lambalar açık unutulmuştu. Gidip önlüğünü aldı. Fırının önünden geçerken açık unutulan fırın kapağını eli ile şöyle bir iteledi. Çıkarken, ışıkları söndürmeyi ihmal etmedi. Elektriklerin sönmesi ile Hikmet hemen fırın kapağına koştu. Fakat, heyhat kapak üzerine kapatılmıştı. Var gücü ile bağırmaya başladı. Fırının kapağını yumrukladı. Çırpınması fayda vermiyor, sesini kimseye duyurması mümkün olmuyordu. Tüyleri diken diken oldu. Dehşete kapılmıştı.Uzun müddet kendisine gelemedi. Birazcık sakinleşince saatine baktı.Saat 23.05'i gösteriyordu. Yaklaşık 5 saat kalmıştı. Bir anda ölümle burun buruna gelmişti.
Yanmak onun için bu dünyada başlayacaktı. Yavaş yavaş ısınacaktı fırın... Evvela terlediğini hissedecek, sonra bunalacak, sıcaklık artacak, yavaş yavaş sürekli artacak, artacak,artacak... Vücudundaki yağlar erimeye başlayacak, etler kızaracak ve daha bütün bunlar olmaya başlamadan belki de o kalpten gidecekti.Belki de çıldıracaktı. Çılgın çılgın gülecekti... Ah, o en güzeli idi. Bir delirebilse idi. Düşüncenin kezzap gibi yakıcılığından kurtulacaktı. Kim bilir bütün vücudu nasıl sızlayacaktı? Vücudunda ağrıyı sızıyı duyuran bütün sinirler feryat ü figan edeceklerdi.Dayanılır mıydı, dayanabilir miydi buna? En uç noktadaki sinir hücresine varana kadar ulaşan o müthiş sızıya... Fırından yeni çıkan ekmekleri eline alınca parmaklarında duyduğu yanık acısı aklına geldi. Sadece o kadarı... yanığın ilk safhası bile değildi ama, hemen elinden bırakırdı. Şimdi ekmekler gibi kendisi pişecekti. Birkaç gün önce idi. İsçilerle açıkmışlar, küçük tüpün üstünde yemek pişirmişlerdi. Bir aralık tüpün kızgın demirine değmişti eli... Hemen nasıl da kabarmış, su toplamış, sızladıkça sızlamıştı. Sadece iki parmağın acısına dayanamamış, soğuk suyun içinde saatlerce tutmuştu. Ya şimdi?.. Yanan iki parmak ucu değil,bütün vücudu olacaktı. Gözlerinin önünde filmlerde gördüğü yanan adamlar canlandı.
 
 
Site Tasarım: VadiiGrafik ©2007 Vadii - Bilgi Paylaşım Platformu - Tüm hakları saklıdır.